“Her horoz kendi çöplüğünde öter, Denizli‘nin horozu her yerde öter…”
Pamukkale’nin (Hierapolis) gölgesinde kalan bu Ege kenti son yıllarda gösterdiği gelişme ile dikkat çekmekte. Özellikle turizm alanında yaptığı atak ise kayda değer. Eski bir deyişle “tozu, kızı ve horozu” ile meşhur olan bu kente İzmir, Aydın, Antalya, Marmaris ve Bodrum’dan şehirlerarası otobüs ile ulaşmak da olası.
Kentin şu an kurulu olduğu yerde antik bir şehir kalıntısına rastlanmasa da yakınlarında kurulu Laodikeia’nm bu kentin atası sayılabileceği düşünülmekte.
Kentin adının kökeni konusunda ise Ibn Batuta, ünlü Rihla seyahatnamesinde buradaki Rum halkın domuz yetiştirmesinden dolayı, Eski Türkçe’de domuza ‘tonguz’ denmesinden yola çıkılarak buraya Tonguzlu dendiğini belirtmekte. Bu ifade ise adın daha sonra Denizli’ye dönüşebileceği olasılığını güçlendirmekte.
Kentin görülebilecek yerleri arasında Incilipınar mesire yeri ile Çamlık ve kentin eski dokusunun korunabildiği çarşı başta gelmekte. Kent yakınlarında yer alan Cankurtaran ise doğal güzelliğiyle dikkat çekmekte. Burada yer alan restoranlarda son yıllarda Denizli’de moda olan kültür mantarının salatadan tatlıya kadar çok değişik çeşitlerini yemek olası.
Kale Ve Tavas (TABAİ)
Tavas’a adını veren bu ilkçağ kenti, Denizli’nin Kale ilçesi bitişiğindeki eski kasaba yakınlarındadır. Bu küçük ilçeden Denizli’ye doğru 26 km sonra karşınıza çıkacak olan ilçe ise Tavas’tır. Çamlarla süslü dağların bittiği yerde başlayan bîr ovanın iki ucunda kurulu olan bu ilçeler aslında adlarını bu ovadan yani Tavas ovasından almakta. Tavas adı ise bu ovanın batı ucunda yani Kale ilçesi yakınlarında kurulu Taba i kentinden gelmekte. Tabai kentinin bulunduğu yerde bugün görülebilecek çok az mimari kalıntı vardır. Kent, MÖ 189 yılında Romalı komutan Manlius Vulso’nun yaptığı Psiclia seferi sırasında adının bir kez geçmesi dışında tarihi olarak pek bir öneme sahip değildir.
Bugün Tavas olarak anılan ilçe ise eskiden Kale ilçesine bağlı bir köyken Tavas adıyla ilçe yapılmıştır, ilçe olmadan önce Ya ren güme adıyla bir köydü ve bu ad ise yine Umara göre Hieron Kome adından gelmekte. Kome sözcüğü Helen dilinde köy anlamına gelirken Hieron, kutsal alanları belirtmekte kullanılmakta. Kısacası Kutsal Köy ya da Tapınak Köyü olarak Türkçeleştirmek pek yanlış sayılmaz. Olasılıkla Hieron Kome’den Yeron Güme ve buradan Yarengüme yapılmış olabilir. Tavas ilçesindeki parkın içinde yer alan Roma dönemine ait bir heykel ve birkaç stei dışında ortada fazla bir kalıntı yok.
Akhan
Denizli’den Antalya’ya doğru giderken yaklaşık 5 km sonra yolun solunda görebileceğiniz bu han Selçuklu mimarisinin özgün örneklerinden bîridir. Diğer Selçuklu hanları ile karşılaştırıldığında oldukça küçük görünen m Akhan’daki kitabeye göre, Vali Seyfeddin Karasungur bin Abdullah tarafından 1253-1254 yılları arasında önce hol kısmı daha sonra da avlu kısmı tamamlanarak hizmete açılmıştır. Üzerinde bulunan ve El Sultani tuğrası ile başlayan kitabeye göre Anadolu Selçuklu Sultanı II. Izzeddin Keykavuş döneminde yapılmıştır. Hol kısmının çok sade mimarisine karşılık avluda görülen iki katlı odalar, solda hole bitişen köşe üçgenleri üzerindeki kubbeli mescidiyle son derece zengin bir görünüşü vardır.
Kolossaı (HONAZ)
Yöreye adını veren Büyük Menderes’in (Maiandros) kollarından biri olan Lykos (Çürüksu) Çayının yakınlarında kurulu üç kentin en küçüğü olan Kolossai (diğerieri Laodikeia ve Hierapolis), Denizli-Antalya yolu üzerinden sapılan Honaz ilçesinin yakınlarında bulunmaktadır. Honaz’ın 5 km kuzeyinde ve Çürüksu Çayının güney kıyısında kurulu bu kentten geriye pek fazla bir şey kalmamıştır. Yerleşim alanına Honaz üzerinden ulaşılabilir.
Adı her ne kadar dev heykel anlamına gelen ‘kolossos’ sözcüğü ile benzeşse de olasılıkla Eski Anadolu dillerinden gelmekte. Herodotos’un belirttiğine göre, dar bir geçidin ağzında kurulu bu kentin yakınlarından akan Lykos Çayı bu yörede yer altına inmekte ve ileride Maiandros ile birleşmek için yeryüzüne tekrar çıkmakta. Tiyatronun oturma sıralarının alt kesimleri île nekropol (mezarlık) alanındaki birkaç lahit dışında ortada görülebilecek fazla kalıntı yok. Ancak, akropolden aşağıdaki Lykos vadisinin görüntüsü ilgi çekici.
EGE ZEYBEKLERİ
Ege Bölgesi denilince özellikle yaygın bir halk oyunu olan Zeybek oyununu anmadan olmaz. Harmandan., izmir, Aydın, Tavas, Muğla, Kocaarap, Kerimoğlu gibi adlarla anılan birçok zeybek çeşidi vardır. Zeybek oyununun tarihinde ise karışık ilişkiler ve kültürel bir kargaşa görülür. Yunanistan’da oynanan Zeybekiko adında bir oyunun olması kökeninin oldukça eskiye gittiğini gösteren bir kanıt olabilir. Ancak, kültürel açıdan son derece zengin Anadolu‘ya bu zenginliğe bir yenilik olarak katılan Türkler ile beraber belki bu oyunun da şekli değişmiş olabilir. Başlangıçta olasılıkla Dionysos şenliklerinden doğduğu düşünülebilecek olan bu oyunun adının kökeni de tartışmalıdır. Yunanlılar, Zeus’un adıyla ekmek anlamındaki ‘bekos’ sözcüğünün karışımından geldiğine İnanmakta. Türkler ise oyunun adının Arapça civa anlamına gelen ‘zibak’ sözcüğünden türediğini ve civa gibi hareketli, sıçrayarak yapılan figürlerin bu ada kaynaklık ettiğini söylemekte. Adının kökeni ne olursa olsun bu toprakların kültürel zenginliğinin bir göstergesi olan zeybek oyunları halen özellikle köy düğünlerinde doğru figürlerle oynanılmaya devam etmekte.



